G.D.P.: Aralık 2018

Bitti


Anlamayacaklardı.
Ama ne düşündüklerinin de pek bir önemi kalmayacaktı.
Atılan adımlar, verilen tavizler bulanıklaşacaktı.

Sevginin yerini stratejiler alacak,
Ve bu yapılması gereken en son şey olacaktı.
Geç alınmış kararlar bize hep keşkeleri hatırlatacaktı.

Başlatan ben değildim.
Ama yerimi almaya çoktan hazır gibiydim.
Aradan geçen zamana rağmen hâlâ sıcaklığını koruyor ellerim.

Bu şiddetli öksürükle sağlıklı düşünemiyor gibi,
Her şeyi kırıp dökecek kadar fevri, 
Sarıldığında yeni bir dünyada uyanmak kadar gerçekçiydi.

*

Açıklama olması gerekmez, bazı şeyleri anlamlandırmalıyız.
Yarım kalabilir, tamamlayacak kadar savunmalıyız.
Kolay değil ama dudaklarındaki sıcaklığa sığınmalıyız.

Mesela yazmak için yazmamalıyız,
Canımız sıkılınca sataşmamalıyız.
Hava kapalıyken melankoli,
Açılınca, bildirim sesiyle uyanmamalıyız.

Arsızlığı dizginleyecek kadar dirayetli olmalı,
Sabahları aç karnına sigara yakmamalı,
Kahveyi de hazır almamalıyız.

Yağmurlu havalarda bilerek şemsiyesiz çıkacak kadar hayattan vazgeçmemeliyiz.
"Biz" olmak hep zordur, kolayı seçmemeli, asitli içeceği çok tüketmemeliyiz.
Ayrılık mevsimine alışmamalı, neden hâlen mutsuz olduğumuzu irdelemeliyiz.

*

Çok düşünelim demiyorum ama az düşününce faydası olmuyor, biliyorum.
Sevişmeden önce önlemlerimizi alalım diyorum, biraz daha düşünmeni istiyorum.
Benim suçum yok, kazaya kurban gitmeden önce önlemleri sıralıyorum.

Yanlış kollarda değil, doğru konumlanmalıyız.
Unutmak için unutmaya çalışmamalı,
Hırsımız hınca dönüşmemeli,
Hataya mahal vermemeliyiz.

Doğrular tek değildir ama doğduğu yer hakikattir.
Aklın yolu 1,
Pazar sabahı enerjiyi düşürmemek gerekir 2,
Söylenmeyi engellemek için bir kap süt iyi gelir 3.

*

Saadet'e gelecek olursam;

Hasretimiz bitene kadar sarılmalı,
Kulak arkasından ensene inecek kadar romantik olmalı,
Ateşimiz sönene kadar bedenimizi yormalı,
Akan ter soğumadan sigaramızı yakmalıyız.

O bakımdan;

Çok soru sormayınız,
Boş yere koşmayınız,
Hevesler hep geçici,
Hemen limana yanaşmayınız.

~

Her şeyin bittiğini göstermek istiyorsun, anlıyorum.
Yanlış yerlere bakarak dolduruyorsun kadehi, izliyorum.
Herkes oyununu oynuyor, ben şimdilik susuyorum.

Her Şey

Bugünlerde hava soğuk, hastayım, sanırım bunu da o yüzden yayınlıyorum.
Evinin yanındaki parkın bankına çizmiştim, gerçi şimdi bakıyorum da pek çizememişim.
Soğuk olduğundan olabilir ama daha iyisini yapabilirdim.
Tarifini tam vermek gerekirse ilişkimizde "daha iyisini yapmak" hep noksan kalıyor.
En güzel kelimeler senin ağzından dökülürken, benimkilerin "kötü" olanları hatırlanıyor.

Garip olansa sana bu kötü çizilmiş eseri neden haber vermediğim konusu.
Aslında yaptığım çok klişeydi ama romantikliği kaybolmayan ve yılların eskitemediği bir adetti. Ağaçların, tahta bankların, masaların, sıraların üzerine sevdiğinin ismini yazmak. 
Hayatınızın bir döneminde siz de yaşamışsınızdır, öyle değil mi ?

O zamanlar bunu seninle paylaşabilirdim.
Yüzünde hafif bir tebessümle güzel mesajlar yazabilirdin.
Ya da arayarak o şımarık tavrını sergileyebilirdin.
Ben o an güzel bir jest yapmışım hissine kapılabilirdim.

Sonra farkettim ki bazı şeyler aslında paylaşılmaması için vardı, öyle var olmalıydı.
Zaten paylaşılsaydı, sadece "paylaşılması" için yapılmış olmayacak mıydı ?
Sana göstermek için mi çizilmiş olmalıydı ?
Yoksa haberin olmadan orada bir anı olarak mı kalması mı değerliydi ?

Sorular halen devam ederken düşündüm, birazda soğuktan üşümüştüm.
Çizdikten sonra fotoğrafını çektim ve göndermekten vazgeçtim.
Duyguları çabuk tüketiyor, sana bakmaktan kendimi alamıyordum.
O yüzden bundan haberin olmasın, anılar hemen tükenmesin istedim.

Çok önemli bişey değildi ama masum bişeydi.
Belki "her şey" burada başlıyordur. 
Önemli olduğunu zannettiğimiz şeylerin,
Aslında önemli görülmeyecek ölçüde değerli olduğu.